F-35 projesinden çıkarılmamızla artık iyice kesinleşti ki, Hava Kuvvetlerimizin istikbali, Milli Muharip Uçak projemizin akıbetine bağlı. Her şey yolunda giderse 2023’te ilk prototip hangardan çıkacak, 2025-2026’da ilk uçuş testi ve en iyi ihtimalle 2029’da seri üretim başlayacak. Tarihlerde temkinliyiz. Zira ülke olarak bizim kontrolümüz dışında vuku bulabilecek gelişmeler, tıpkı Altay tankı projesinde olduğu gibi tıkanmaya yol açabilir. Kontrolümüz dışında ve Altay benzeri diye ifade etmemizin sebebi, bu projede de motorun (en azından ilk etapta) yurtdışından ithal edileceğinin kesin olmasıdır. Hem Milli Muharip Uçak (MMU), hem de Jet Eğitim ve Hafif Taarruz Uçağı projemiz Hürjet; Amerikan GE Aviation imalatı motorlarla hazırlanıyor. Gelin şimdi başlıkta belirttiğimiz şekilde ders çıkaracağımız geçmişe, yani Altay’a eğilelim. Ardından havacılıkta zinciri yarmamıza katkı sunacak çıkarımlar yapalım.
Motor
Baştan Alınmalıydı
Altay’ın tasarımı
2008’de başlamıştı. Prototip 4 tankta Alman EuroPowerPack (MTU motor-Renk
transmisyon) güç grubu kullanılmıştı. Aslında ta o zamanlardan belliydi seri
üretimde aynı güç grubunun kullanılacağı. Hatta bütün resmi makamlar “ilk 250
adette Alman malı kullanacağız. Daha sonra yerli güç grubumuzla devam
edeceğiz.” diyordu. 2017-2018’de Suriye politikasında Türkiye’nin aksiyon
alması neticesinde Avrupa meclisleri Türkiye’ye askeri ekipman ihracını büyük
oranda askıya aldı. Tabi bizim EuroPowerPack işi yalan oldu! Sorun şu, neden
2018 yılına kadar beklendi? Seri üretimi hangi firma üstlenirse üstlensin, 2008
yılından beri bariz belliydi Alman güç grubunun kullanılacağı. Hadi 2008’de
tasarım süreci yeni başlamıştı. Peki ya Kasım 2012’de testlerin başladığı dönem,
neden tedarik çalışmaları aktif edilmedi? Anlıyorum, acele davranmak için o
sıralar bir sebep yoktu. Hükümetler arası ilişkiler rayındaydı. Ama gene de net
belli olan bir potansiyel tedarik için 2018 seri üretim sözleşmesinin beklenmiş
olmasını doğru bulmuyorum. Eğer erken davranılmış olsaydı şimdiye kadar 1 tank
taburu (41 tank) teşkil edebilirdik. Tıkır tıkır şekilde de sayıyı sürekli
artırabilir, Batu hazır olduğunda da onunla devam ederdik. Kore motoruyla yeni,
maceraya atılmak şöyle dursun, ilk ihracat sözleşmelerini imzalayabilirdik. Bu
bize ders olsun. Artık ithal yollardan temini kesin planlanan alt sistemler
için seri üretim süreci beklenmeden, mümkünse erken davranılıp stoklama
yapılmalı.
Çabuk
Davranalım
Bu
Filmi İzlemiştik
Gelelim MMU’ya. Proje
yönetimi, sanayileşme modeli ve ilerleme şekli Altay’a oldukça benziyor.
Altay’da teknik destek sağlayıcı Kore’li Rotem firmasıydı, MMU’da ise İngiliz
BAE Systems. Altay motoru Alman malıydı, MMU motoru Amerikan malı. Altay il
tank serüvenimizdi, MMU ilk savaş uçağı serüvenimiz. Daha nice benzerlikler…
MMU için seçilen motor gene GE Aviation imalatı olan F110-GE-129. F-16
uçaklarımızdan aşina olduğumuz bir motor. 2020 Yaz’ında 5 adet temin edildi.
Prototip uçaklar testleri bu motorlarla icra edecek. Esasında 4. nesil uçaklar
için üretilen bir motor. Bizim özgün geliştireceğimiz, 5. nesil olacak. Radar
görünürlüğü ve ses üstü hızda yakıt tüketim miktarı açısından nesiller arasında
ciddi farklar var. Normalde yalnızca prototiplerde kullanılması planlanan bu
motorun, seri üretim aşamasında ilk 1 ya da 2 filo uçak için de kullanılması
gündemde. Zira F-35 tedarik imkânımız tamamen ortadan kalkınca, hayati önem
kazanan MMU’nun gecikme lüksü yok. Kendi özgün motorumuz en iyi ihtimalle 2031
yılında hazır olacak. Tusaş genel müdürü Dr. Temel Kotil’in ifadelerine göre
MMU seri üretimi 2029’da başlayacak ve ayda 2 adetlik üretim kapasitemiz
olacak. Kendi motorumuz, uçağın seri üretim başlangıcından en erken 2 yıl sonra
hazır olacak. Zaten yetkili makamların demeçlerine göre üretim blok blok
olacak. İlk etapta 4,5. Nesil, ardından özgün motorla nihai 5. nesil
konfigürasyon. Her projede olduğu gibi (gayet doğal) MMU üretimi de ilk etapta
nispeten düşük hızda olacaktır. Ayda 2
adet değil de, yılda 10 adet 2029-2031 aralığında 1 filo (20 uçak)
üretilebilir. MMU çift motorlu olduğu için 1 filoya %15 yedek stok mantığıyla
46 adet F110-GE-129 motoru tedariki elzemdir. Bu proje için de hiç beklenmeden
atım atılmalıdır.
Olasılıklar
ve Olanaklar
Her iki uçak için de
yapılan motor tercihlerinin gayet mantıklı olduğunu belirtmeliyim. Özellikle
MMU için seçilen F-110 motoru, F-16 uçaklarımızda da bulunduğu için 30 yıldır
bildiğimiz bir motor. Yedek parça, bakım/onarım ve modernizasyon gibi konularda
gerekli donanımımız mevcut. Lojistik idame bağlamında bir pürüz söz konusu
değil. Hürjet için tercih edilen F-404 motoru, her ne kadar yeni tanışacağımız
bir ürün olsa da, aynı firmaya ait, benzer üretim teknikleriyle imal edilen bir
motor. Üstelik üretici firma GE Aviation, 1985 yılından beri Türkiye’de Tusaş
Motor Sanayii’nin (TEİ) ortağı. TEİ, bahsi geçen iki motorda da parça
üreticisi. F-16’larda kullanılmak üzere 300’den fazla motoru lisanslı şekilde
üretti. Görüyoruz ki teknik olanaklarda bir yetkinlik mevcut.
Türk-Amerikan
Gerilimi
Peki, bunlara rağmen
Türkiye-Amerika ilişkilerinin olumsuz seyrinden kaynaklı bir ters köşe
olasılığı mevcut mu? Hem evet, hem hayır. Evet, çünkü CAATSA kapsamının
genişleme potansiyeli yüksek. Bunun için aceleyle kontratlar imzalanmalı ve
stoklama başlamalı. Hayır, çünkü GE Aviation ile TEİ üzerinden hatırı sayılır
bir ortaklık söz konusu. Hükümetler arasındaki buzlara karşın, firmalar
arasında karşılıklı memnuniyet oluşturan sıcak bir ilişki var. TEİ’nin üretim
altyapısı, tesis organizasyonu GE Aviation ile oldukça benzer. Çok sıkıntılı
bir durumda bazı ek kabiliyet teminleriyle motorların tam üretimi Eskişehir
tesislerinde yapılabilir. Biz gene de garanti olması için adımlarımızı şimdiden
atalım.
“N’olursa olsun, ABD bu
işe çomak sokar” diye düşünenler olacaktır. Birkaç soru sorayım. T-129 Atak
helikopteri mi daha yüksek bir tahribat gücüne sahip, yoksa Altay tankı mı?
Hangisinin mali değeri daha yüksek? İki sorunun da cevabı tabi ki Atak. Bir
soru daha soralım. ABD ile mi daha gergin bir ilişkimiz var, yoksa Almanya ile
mi? Tabi ki ABD! Gergin olan ilişkilerden dolayı Altay için Almanya’dan motor
tedarik edemiyoruz. Ama çok daha gergin ilişkilerimiz olan ABD’den Atak için
yıllık 40’a yakın motor tedarik edebiliyoruz. Bu nasıl oluyor? Hukuki
yükümlülükler barındıran bir kontratla oluyor. Eğer seri üretim motorlar için
sözleşme imzalanmış olsaydı, Almanlar “ yok Suriye’ye girdiniz, yok
Yunanistan’ı korkuttunuz, yok Doğu Akdeniz’de ve Libya’da saldırgansınız” gibi
anekdotlar öne süremeyecekti. ABD-Atak motoru gayet ders alınabilecek bir
örnektir. Atak’ları hem yurtiçi, hem yurtdışı terörle mücadelemizde gayet etkin
kullanıyoruz ve motorlar paşa paşa gelmeye devam edecek…
Net
Olalım
Artık bu aşamadan sonra
“K firmasıyla mı yapalım, T firması ile mi yürüsek?” diye tereddüt etmeden; TR
Motor, mali ve mekânsal olarak desteklenmeli. Kıskanç, ayak kaydırıcı
bürokratımsılardan korunmalı. Mısır’dan, Pakistan’dan, Malezya’dan
mühendislerin gelip çalışacağı; çalışanların, mesleki tatmini doruklarda
yaşayacağı bir kuluçka haline getirilmeli. TR Motor, Ulusumuzun ve
Cumhuriyetimizin geleceğidir…
Milli bağımsızlığımız için ter döken mühendislerimize ve eli tetikte bekleyen askerlerimize selam olsun.





