9 Haziran 2020 Salı

Baykar, Akıncı, “Damat”


Bu yazıda, özellikle sınır ötesi operasyonlarda oldukça sık kullanılan iha ve siha sistemlerini üreten Baykar Makina’yı ve gene firmanın geliştirdiği son ürün Akıncı TİHA’yı (taarruzi ıha), “Damat” söylemi etrafında dönen ithamlar ve gerçekler ışığında inceleyeceğiz.
Baykar Makina

1984 yılında Özdemir Bayraktar tarafından otomotiv yan sanayi alanında hassas talaşlı parça imalatı için kurulan firma, 2000’lı yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapacağı modernizasyon çalışmalarında önemli yer tutacak insansız uçar sistemlere yoğunlaşmaya başladı. Bu doğrultuda ABD’de doktora çalışmalarını yarım bırakıp 2007 yılında Türkiye’ye dönen Selçuk Bayraktar, firmanın teknik müdürü olarak; aviyonik sistem mimarisi, sistem kinematiği ve gömülü yazılım geliştirme üzerine çalışmalar yürütmektedir.

Kamuoyu her ne kadar 2015 sonrasında Bayraktar TB2 adıyla fark etmiş olsa da firmanın daha önce geliştirdiği ve hatta ihraç ettiği çeşitli iha sitemleri vardır. Malazgirt Döner Kanatlı iha ve Katar Silahlı Kuvvetleri’nde de 2012’den beri kullanılan Bayraktar Mini iha. Bu iki araç, tek personel tarafından kullanılan, yakın mesafe (15 km civarı) gözetleme yapan sistemler. Her ne kadar küçük ve basit gibi algılansa da özellikle Bayraktar Mini iha’nın yeri ayrıdır. Sebebi, bırakalım insansız bir sistem olmasını; ordumuzun envanterine girmiş ilk millî hava aracı olmasının yanında, ihraç ettiğimiz ilk hava aracıdır aynı zamanda. Bu mini sistemlerin geliştirme sürecinde yaklaşık 15 kişilik mütevazı bir ekip söz konusuyken, bugün 750’den fazla çalışanıyla, tüm Doğu Yarımkürenin en modern iha geliştirme ve üretim merkezine sahip uluslararası tanınırlığı olan bir savunma sanayi markası yaratılmış durumda.
Öyle ki imal ettiği araçlar, havacılık endüstrisi oldukça gelişmiş Ukrayna’ya da satılıyor, Körfez’in merkezi Katar’a da. İç Güvenlik Harekâtı’nda, teröristleri mağaradan çıkamaz hale getirdiği gibi Libya çöllerinde darbeci Hafter’e Birleşik Arap Emirlikleri tarafından temin edilmiş Pantsir hava savunma sitemlerini keklik gibi avlıyor. Tabı burada Aselsan’ın elektronik harp ve Roketsan’ın mühimmat ve füze sitemlerinin de hakkını teslim edelim. Tabı bu aşamaya kolay gelinmedi. Ayrıntılarını “Damat” başlığı altında inceleyeceğiz. Şimdi, firmanın geliştirmekte olduğu son sistem Akıncı hakkında konuşalım.
Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı
Bu yazının amacı katalog usulü ürün tanıtımı olmadığı için ayrıntılı teknik detaylarda boğulmadan; yeni harekât konsepti, kazanılan kabiliyetler ve teknolojik meydan okumadan söz edeceğiz. Öncelikle Akıncı, Hale sınıfına giren bir iha. Yani "Yüksek irtifa (40.000 fit) uzun havada kalış (24 saat)" özelliğinde. Bir diğer şirketimiz Tusaş'ın ürettiği Anka ise Male sınıfında, "Orta irtifa (30.000 fit) uzun havada kalış (24 saat)". Sık sık operasyonlarda adını duyduğumuz Bayraktar TB2, Taktik sınıf kabul edilen 24.000 fit irtifa, 27 saat uçuş kabiliyetinde. Bu verilerden anlıyoruz ki Türk iha teknolojisi bir üst ligde koşmaya başlıyor. Dünya genelinde hâlihazırda bu sınıfta kullanımda olan ya da proje aşamasında tek dışlı rakip ABD markası olan General Atomics imalatı MQ-9 Reaper ve Avenger sistemleri görünüyor. Daha önce geriden takip ettiğimiz Çin Wing Loong 2 ve Israil Eitan Heron tp sistemlerinin önüne geçmiş oluyoruz bu vesileyle.

Akıncı seri üretimi başladığında Türkiye haricinde en az 5 farklı ülke ordusu envanterinde görürsek şaşırmayalım. Hatta kullanılan motorların Ukrayna orijinli olması ve seri üretim aşamasında imal edilecek motorların yarı-yarı hisseye sahip bir şirket olan Blacksea Shield (Karadeniz Kalkanı) tarafından üstlenilmesinden dolayı ilk ihracatın Ukrayna'ya gerçekleşebileceğini söylersek abartmış olmayız. Türkiye’miz için Akıncı'yı en kıymetli kılan başlıca özelliklerinden biri 1,5 tona yakın faydalı yük (silah, radar, aviyonik sistem) taşıma kabiliyeti. Bunun nasıl bir değere sahip olduğunu kısa bir örnekle anlatayım. Mevcut kullanımda olan sihalarımız yalnızca birkaç adet mini mühimmat taşıyabildiği için sınırlı bir tahribat yaratabiliyor. Operasyon sonrası ya sadece gözetlemeye devam ediyor ya da üsse geri dönüyor. Ancak Akıncı güçlü motorları ve büyük kanatlarıyla aynı tip mühimmattan en az 16 adet taşıyabiliyor. Yani farklı konumlarda olan 1 düzineden fazla düşman hedefini tek görev uçuşunda imha etmesi mümkün. Tabi yük kapasitesi fazla olduğu için yalnızca bu mini mühimmatlarla donatılmak yerine, yerli firmalarımız Roketsan ve MKE ürünü olan seyir füzeleri, akıllı serbest düşüm bombalar ile TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen Göktuğ hava-hava füzelerini de taşıyacak. Hatta Göktuğ füzelerini hedefe kilitleyebilmek için Aselsan'ın geliştirdiği "Aktif Faz Dizinli Radar'ı (Active Electronically Scanned Array (AESA))" burnu olarak tabir edebileceğimiz en uç kısmında taşıyacak. Bu kabiliyetlerden anlamamız gereken şu; Akıncı, yalnızca terörle mücadele etmeyecek, kısmen savaş uçağı görevleri de görecek. Diyebiliriz ki bir iha ve muharip jet melezi. İki temel nokta var. Biri, seyir füzesi görevi kabiliyeti; diğeri ise, hava hedeflerini vurma kabiliyeti. "Kısmen" diye özellikle belirttim, bir savaş uçağıyla dogfight'a (it dalaşı) girmesini beklemek abartılı bir yaklaşım olur. Yapabilecekleri daha çok helikopter vurmak ya da düşman gücün iha’sını düşürmek olabilir. Ancak mesela karşı tarafın gelişmiş bir ağ merkezli harp yeteneği, elektronik destek ve taarruz (ed/et) yeteneği yoksa ve dost kuvvetler yüksek koordinasyonlu bir müşterek harekât icra ediyorsa neden olmasın :)
Akıncı'nın Sağlayacağı Tasarruf
Malumunuz, F35 projesinden dışlandık. Başka bur hazır alım yoluyla uçak tedarik etme planımız olmadığı için 2030'lu yıllarda Milli Muharip Uçaklarımız tedarik edilene kadar, eldeki platformlarla bu 10 yılı geçirmek gerekiyor. O platformlarsa olgunluk yaşına gelmiş F16'lar ve aşırı yaşlandığı halde adeta "ilaçlarla hayatta tutulmaya çalışılan" (çok fazla modernizasyon geçiren) F4E Terminatör'ler. F4E'ler aslında sağlıklı kullanım ömrünü doldurmuş, F35'lerin envantere dahil olmasıyla peyderpey emekli edilecek uçaklardı. Ancak F35 projesinde yaşanan sorunlar sebebiyle 2025'e kadar daha kullanılmaya çalışılacak. Bu zoraki durum sebebiyle esas yük F16'lara binebilir ve bu da zaten dünyada F16'ları en aktif şekilde kullanan ilk 3 ülkeden biri olmamız sebebiyle uçakların hızlı yaşlanmasına/yıpranmasına sebep olabilir. İşte Akıncı tam da bu aşamada devreye giriyor. Önceki satırlarda yazdığımız gibi, taşıdığı çeşitli füze ve bombalarla bir savaş uçağının görevlerini kısmen yerine getirebilecek Akıncı, F16'ların yükünü hafifletecek. Mesela sınır ihlali yapan bir düşman savaş uçağına müdahale ve acil imha edilmesi gereken hareketli hedefler haricinde bütün görevleri Akıncı üstlenebilecek. Bu da F16'ların ömrünü uzatarak yedek parça "ithalatını" düşürecek kritik bir etmendir.
Buraya kadar iha teknolojisi, Baykar Makina ve Akıncı'dan bahsettik. Tüm bu bahislerle özdeşleşmiş, kimileri için "torpilli", kimileri içinse vizyoner bir mühendis olan Selçuk Bayraktar'a ışık tutalım.
"Damat"
Önceki satırlarda değindiğimiz gibi; Selçuk Bayraktar, Sümeyye Erdoğan ile evlenmeden (14 Mayıs 2016) önce de Bayraktar Mini iha'yı hem TSK hem de Katar Ordusu tedarik etmişti. Hatta Bayraktar TB2'ler yavaş yavaş envantere dahil olmaya başlamıştı. Bu ürünler kaliteli ve ordumuzun ihtiyacı olduğu için tedarik edildi. Tıpkı şu an Akıncı nasıl bir ihtiyaca cevap vereceği için sabırsızlıkla bekleniyorsa, bahsi geçen sistemler de bir ihtiyaca cevap verdiği için tedarik edildi. İsim olarak Selçuk Bayraktar'a, araç olarak ise Bayraktar TB2'lere sistematik karalama kampanyaları gördük/görüyoruz. İlk olarak 2017 Eylül'ünde CHP'li vekil Sezgin Tanrıkulu (TR705), terörle mücadelede hainleri mağaradan çıkamaz, eylem yapamaz hale getiren sihaları itibarsızlaştırmaya çalıştı.  Tanrıkulu'nun iddiasına göre bir siha operasyonuyla piknik yapan masum siviller öldürülmüştü. Ancak birkaç gün içinde olay tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı ki " piknik yapan" şahıslar sucuk yerine keleş (AK47), mangal yerine bomba (EYP) taşıyorlardı...
Ayrı bir saldırı ve itibarsızlaştırma faaliyeti geçtiğimiz haftalarda gene CHP'li bir vekil olan Veli Ağababa tarafından yapıldı. Ağababa'nın iddialarına göre Baykar firması, İBB'den 41 milyon TL yardım almıştı. Selçuk Bayraktar bunu inkâr etti. Veli Ağababa herhangi bir belge sunamadı. Hatta İBB başkanlığına Ekrem İmamoğlu geldikten sonra da kurumlar arası işbirliği protokolü sürdürüldü. Nedir bu işbirliği? Selçuk Bayraktar'ın Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu T3 Vakfı, çocuk ve gençlere eğitimler veriyor. Yazılım, robotik, deneyap atölyeleri, kodlama vs. Çalışmalar belediyeye ait "mekânlarda", Baykar Makina "sponsorluğunda" gönüllü eğitmenler tarafından icra ediliyor. Küçücük çocuklar, yapay zekâyı ve robotik bilimini uygulamalı yöntemlerle eğlenerek öğreniyor.
Ancak bu işbirliği protokolü yaşanan gerilim sonrası T3 Vakfı'nca tek taraflı olarak feshedildi. Sebebi ise, atılan iftiraların gerçeği yansıtmadığını belgelerle ispat etmesi gereken, İmamoğlu başkanlığındaki belediye yönetimi, partilerinin milletvekilini boşa çıkarmamak için sessiz kalmayı tercih etti. Ağababa'nın kirli siyasi emellerinin zararı küçücük çocuklara dokundu. Selçuk bey, bizzat kendilerinin yatırım yaparak mekan ihtiyacını giderebileceklerini söylese de maalesef kırılan bir zaman olacak.

Peki, adı geçen vekillerin ya da onları destekleyen sosyal medya trollerinin derdi nedir? Bazıları terör savunuculuğu yapmayı ya da halay başı olmayı tercih etse de TSK'nın görevi TC'nin bölünmez bütünlüğünü müdafaa etmektir. Yeri gelir tabanca, tüfek ya da top kullanır; yeri gelir iha, füze, uçak vs. kullanır. Her şart ve zamanda teröristi etkisiz hale getirir. Selçuk Bayraktar "Damat" olduğu için onların ürettiği sistemler tedarik ediliyor gibi bir ima söz konusu. Pardon! Sanki ülkemizde onlarca firma bu sistemleri üretiyor ama onlar tercih edilmiyor gibi bir durum yok ortada! Bırakalım ülkeyi, dünya genelinde bu sınıf ve kalitede üretim yapan firma sayısı 5'i geçmez. Baykar'ın ürettiği iha'ların Türkiye'de muadili yok. Bazı aklı evveller Tusaş Anka'yı örnek gösterse de Bayraktar'la aynı sınıftan olmadığını önceki satırlarda yazdık. Bunlar birbirlerinin karşılığı değil ancak tamamlayıcısı olabilecek teknik özelliklerdeler. Zaten Anka da tedarik ediliyor. Bahar Kalkanı Harekâtı’nda önemli başarıları var. Türkiye'de karşılığı olmayan Bayraktar'ı almamayı ima etmek, Israil'den, ABD'den alalım demekten aşağı kalmaz. Ki yaygara koparan kişiler İsrail'den Heron ithal edildiğinde gık bile dememişti. Gazeteci Cüneyt Özdemir'in de dediği gibi, "Herkes birilerinin damadı. Ancak insanların hayatını bu kimlikleri belirlemiyor, genelde, yaptığı işler belirliyor." Aynen öyle. Lütfen politika yaparken insanları özel yaşantılarından vurmayın. Varsa teknik eleştiriniz, yapıcı eleştiriniz buyurun.
Önemli Detay
Selçuk Bayraktar itham edildiği şekilde "Damat" sürecinden sonra dahi profesyonel hayatını aynen sürdürmüş birisi. Bunu Zeytin Dalı Harekâtı sırasında 4 ay boyunca operasyon üssünde konteynerde yatıp kalkarak teknik destek görevi yapmasından anlıyoruz. Selçuk Bayraktar’ın babası Özdemir Bayraktar yıllardır TSK personeliyle iyi ilişkileriyle bilinir. Şirketinde birçok emekli askere görev vermesinin yanında, Balyoz kumpasıyla tutuklanan askerlerin Silivri’deki ziyaretçilerinden biridir. Mahkemeleri takip ediyor, cezaevine gidip ziyaret ediyordu. Öyle ki tahliye oldukları gün cezaevi kapısında karşılayanlar arasındaydı. Balyoz kumpasında hedef olan Ahmet Yavuz, “O hep benim yanımdaydı. Sadece benim için değil, Hasan Iğsız General için de, Ergin Saygun General için de, diğer arkadaşlarım için de çabaladı” diye anlatır. Çok kısa bir anımı anlatarak bitirmek istiyorum. Habertürk TV Airport programının yapımcısı Güntay Şimşek'le öğrencilerin katıldığı samimi bir sohbet ortamında bulunmuştum. Tam tarih hatırlamıyorum fakat 2016 Sonbaharı olduğuna eminim. Konu, askeri ve sivil havacılık. Fırat Kalkanı Harekâtı’nda envanterde yeterli sayıda iha yok ve maalesef bazı istihbarat zafiyetleri de olmuştu bundan dolayı. 2014'te seri üretime hazır hale gelen Bayraktar TB2'ler ancak 2017'de önemli üretim adetlerine ulaşıyor. Neden 3 yıl boyunca gerekli düzeyde alım yapılamadığını Güntay beyden öğreniyoruz. Bir sistem tedarik edilmeden önce rakipleriyle ihaleye girer ve neticede elenir ya da alınır. Bayraktar TB2 hazır olduğu halde ihale bir türlü başlatılmaz. Çünkü rakip bir firma da aynı sınıfta platform geliştirmeye çalışır. Söylenti odur ki rakip firma kendi ürününün şansını artırabilmek için dönemin Savunma Sanayi Müsteşarlığı bürokrasisiyle, lehine olması için ihaleyi erteletir. Hazır olan Bayraktar TB2 ancak "evlilik dönemi" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dikkatini çeker. Buradan anlamamız gereken; hazır olmuş bir sistem, aksak bürokratik yapı dolayısıyla ancak "evlilik dönemi" gündeme gelebilmiş. İyi ki de gelmiş! Rakip bir firma ifadesini bilerek tercih ettim. Adını yazıp kötü bir imada bulunmak istemem. Firmanın bağlı olduğu grup, Türkiye için çok güzel işler yapmış ve yapmakta olan bir Grup. Bahsettiğim dönemin sıkıntısı, bozuk bürokratik düzen. Şimdiden geriye dönüp bakınca güzel bir yol alındığını görebiliyoruz.

TEŞEKKÜR
Salgında kötü senaryoya hazırlık için Yerli Solunum Cihazı üretip hibe eden Biosys, Arçelik, Baykar ve Aselsan'a; hastanelere ve personele çeşitli teknik ekipman ve mutfak aletleri hediye eden Vestel'e ve adını hatırlayamayacağım kadar fazla olan, fedakar, modern milli markalarımıza minnettarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

GEÇMİŞTEN DERS ÇIKARALIM

F-35 projesinden çıkarılmamızla artık iyice kesinleşti ki, Hava Kuvvetlerimizin istikbali, Milli Muharip Uçak projemizin akıbetine bağlı. He...