Bu yazıda, özellikle sınır ötesi operasyonlarda oldukça sık
kullanılan iha ve siha sistemlerini üreten Baykar Makina’yı ve gene firmanın
geliştirdiği son ürün Akıncı TİHA’yı (taarruzi ıha), “Damat” söylemi etrafında
dönen ithamlar ve gerçekler ışığında inceleyeceğiz.
Baykar Makina
1984
yılında Özdemir Bayraktar tarafından otomotiv yan sanayi alanında hassas
talaşlı parça imalatı için kurulan firma, 2000’lı yıllarda Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin yapacağı modernizasyon çalışmalarında önemli yer tutacak insansız
uçar sistemlere yoğunlaşmaya başladı. Bu doğrultuda ABD’de doktora
çalışmalarını yarım bırakıp 2007 yılında Türkiye’ye dönen Selçuk Bayraktar,
firmanın teknik müdürü olarak; aviyonik sistem mimarisi, sistem kinematiği ve
gömülü yazılım geliştirme üzerine çalışmalar yürütmektedir.
Kamuoyu
her ne kadar 2015 sonrasında Bayraktar TB2 adıyla fark etmiş olsa da firmanın
daha önce geliştirdiği ve hatta ihraç ettiği çeşitli iha sitemleri vardır.
Malazgirt Döner Kanatlı iha ve Katar Silahlı Kuvvetleri’nde de 2012’den beri
kullanılan Bayraktar Mini iha. Bu iki araç, tek personel tarafından kullanılan,
yakın mesafe (15 km civarı) gözetleme yapan sistemler. Her ne kadar küçük ve
basit gibi algılansa da özellikle Bayraktar Mini iha’nın yeri ayrıdır. Sebebi,
bırakalım insansız bir sistem olmasını; ordumuzun envanterine girmiş ilk millî
hava aracı olmasının yanında, ihraç ettiğimiz ilk hava aracıdır aynı zamanda.
Bu mini sistemlerin geliştirme sürecinde yaklaşık 15 kişilik mütevazı bir ekip
söz konusuyken, bugün 750’den fazla çalışanıyla, tüm Doğu Yarımkürenin en
modern iha geliştirme ve üretim merkezine sahip uluslararası tanınırlığı olan
bir savunma sanayi markası yaratılmış durumda.
Öyle ki imal ettiği araçlar, havacılık endüstrisi oldukça
gelişmiş Ukrayna’ya da satılıyor, Körfez’in merkezi Katar’a da. İç Güvenlik
Harekâtı’nda, teröristleri mağaradan çıkamaz hale getirdiği gibi Libya
çöllerinde darbeci Hafter’e Birleşik Arap Emirlikleri tarafından temin edilmiş
Pantsir hava savunma sitemlerini keklik gibi avlıyor. Tabı burada Aselsan’ın
elektronik harp ve Roketsan’ın mühimmat ve füze sitemlerinin de hakkını teslim
edelim. Tabı bu aşamaya kolay gelinmedi. Ayrıntılarını “Damat” başlığı altında
inceleyeceğiz. Şimdi, firmanın geliştirmekte olduğu son sistem Akıncı hakkında
konuşalım.
Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı
Bu yazının amacı katalog
usulü ürün tanıtımı olmadığı için ayrıntılı teknik detaylarda boğulmadan; yeni
harekât konsepti, kazanılan kabiliyetler ve teknolojik meydan okumadan söz
edeceğiz. Öncelikle Akıncı, Hale sınıfına giren bir iha. Yani "Yüksek irtifa
(40.000 fit) uzun havada kalış (24 saat)" özelliğinde. Bir diğer
şirketimiz Tusaş'ın ürettiği Anka ise Male sınıfında, "Orta irtifa (30.000
fit) uzun havada kalış (24 saat)". Sık sık operasyonlarda adını duyduğumuz
Bayraktar TB2, Taktik sınıf kabul edilen 24.000 fit irtifa, 27 saat uçuş
kabiliyetinde. Bu verilerden anlıyoruz ki Türk iha teknolojisi bir üst ligde
koşmaya başlıyor. Dünya genelinde hâlihazırda bu sınıfta kullanımda olan ya da
proje aşamasında tek dışlı rakip ABD markası olan General Atomics imalatı MQ-9
Reaper ve Avenger sistemleri görünüyor. Daha önce geriden takip ettiğimiz Çin
Wing Loong 2 ve Israil Eitan Heron tp sistemlerinin önüne geçmiş oluyoruz bu
vesileyle.
Akıncı seri üretimi başladığında Türkiye haricinde en az 5 farklı ülke
ordusu envanterinde görürsek şaşırmayalım. Hatta kullanılan motorların Ukrayna
orijinli olması ve seri üretim aşamasında imal edilecek motorların yarı-yarı
hisseye sahip bir şirket olan Blacksea Shield (Karadeniz Kalkanı) tarafından
üstlenilmesinden dolayı ilk ihracatın Ukrayna'ya gerçekleşebileceğini söylersek
abartmış olmayız. Türkiye’miz için Akıncı'yı en kıymetli kılan başlıca
özelliklerinden biri 1,5 tona yakın faydalı yük (silah, radar, aviyonik sistem)
taşıma kabiliyeti. Bunun nasıl bir değere sahip olduğunu kısa bir örnekle
anlatayım. Mevcut kullanımda olan sihalarımız yalnızca birkaç adet mini
mühimmat taşıyabildiği için sınırlı bir tahribat yaratabiliyor. Operasyon
sonrası ya sadece gözetlemeye devam ediyor ya da üsse geri dönüyor. Ancak
Akıncı güçlü motorları ve büyük kanatlarıyla aynı tip mühimmattan en az 16 adet
taşıyabiliyor. Yani farklı konumlarda olan 1 düzineden fazla düşman hedefini
tek görev uçuşunda imha etmesi mümkün. Tabi yük kapasitesi fazla olduğu için
yalnızca bu mini mühimmatlarla donatılmak yerine, yerli firmalarımız Roketsan
ve MKE ürünü olan seyir füzeleri, akıllı serbest düşüm bombalar ile TÜBİTAK
SAGE tarafından geliştirilen Göktuğ hava-hava füzelerini de taşıyacak. Hatta
Göktuğ füzelerini hedefe kilitleyebilmek için Aselsan'ın geliştirdiği
"Aktif Faz Dizinli Radar'ı (Active Electronically Scanned Array
(AESA))" burnu olarak tabir edebileceğimiz en uç kısmında taşıyacak. Bu
kabiliyetlerden anlamamız gereken şu; Akıncı, yalnızca terörle mücadele
etmeyecek, kısmen savaş uçağı görevleri de görecek. Diyebiliriz ki bir iha ve
muharip jet melezi. İki temel nokta var. Biri, seyir füzesi görevi kabiliyeti;
diğeri ise, hava hedeflerini vurma kabiliyeti. "Kısmen" diye
özellikle belirttim, bir savaş uçağıyla dogfight'a (it dalaşı) girmesini beklemek
abartılı bir yaklaşım olur. Yapabilecekleri daha çok helikopter vurmak ya da
düşman gücün iha’sını düşürmek olabilir. Ancak mesela karşı tarafın gelişmiş
bir ağ merkezli harp yeteneği, elektronik destek ve taarruz (ed/et) yeteneği
yoksa ve dost kuvvetler yüksek koordinasyonlu bir müşterek harekât icra
ediyorsa neden olmasın :)
Akıncı'nın Sağlayacağı Tasarruf
Malumunuz, F35
projesinden dışlandık. Başka bur hazır alım yoluyla uçak tedarik etme planımız
olmadığı için 2030'lu yıllarda Milli Muharip Uçaklarımız tedarik edilene kadar,
eldeki platformlarla bu 10 yılı geçirmek gerekiyor. O platformlarsa olgunluk
yaşına gelmiş F16'lar ve aşırı yaşlandığı halde adeta "ilaçlarla hayatta
tutulmaya çalışılan" (çok fazla modernizasyon geçiren) F4E Terminatör'ler.
F4E'ler aslında sağlıklı kullanım ömrünü doldurmuş, F35'lerin envantere dahil
olmasıyla peyderpey emekli edilecek uçaklardı. Ancak F35 projesinde yaşanan
sorunlar sebebiyle 2025'e kadar daha kullanılmaya çalışılacak. Bu zoraki durum
sebebiyle esas yük F16'lara binebilir ve bu da zaten dünyada F16'ları en aktif
şekilde kullanan ilk 3 ülkeden biri olmamız sebebiyle uçakların hızlı
yaşlanmasına/yıpranmasına sebep olabilir. İşte Akıncı tam da bu aşamada devreye
giriyor. Önceki satırlarda yazdığımız gibi, taşıdığı çeşitli füze ve bombalarla
bir savaş uçağının görevlerini kısmen yerine getirebilecek Akıncı, F16'ların
yükünü hafifletecek. Mesela sınır ihlali yapan bir düşman savaş uçağına
müdahale ve acil imha edilmesi gereken hareketli hedefler haricinde bütün
görevleri Akıncı üstlenebilecek. Bu da F16'ların ömrünü uzatarak yedek parça
"ithalatını" düşürecek kritik bir etmendir.
Buraya kadar iha
teknolojisi, Baykar Makina ve Akıncı'dan bahsettik. Tüm bu bahislerle
özdeşleşmiş, kimileri için "torpilli", kimileri içinse vizyoner bir
mühendis olan Selçuk Bayraktar'a ışık tutalım.
"Damat"
Önceki satırlarda
değindiğimiz gibi; Selçuk Bayraktar, Sümeyye Erdoğan ile evlenmeden (14 Mayıs
2016) önce de Bayraktar Mini iha'yı hem TSK hem de Katar Ordusu tedarik
etmişti. Hatta Bayraktar TB2'ler yavaş yavaş envantere dahil olmaya başlamıştı.
Bu ürünler kaliteli ve ordumuzun ihtiyacı olduğu için tedarik edildi. Tıpkı şu
an Akıncı nasıl bir ihtiyaca cevap vereceği için sabırsızlıkla bekleniyorsa,
bahsi geçen sistemler de bir ihtiyaca cevap verdiği için tedarik edildi. İsim
olarak Selçuk Bayraktar'a, araç olarak ise Bayraktar TB2'lere sistematik
karalama kampanyaları gördük/görüyoruz. İlk olarak 2017 Eylül'ünde CHP'li vekil
Sezgin Tanrıkulu (TR705), terörle mücadelede hainleri mağaradan çıkamaz, eylem
yapamaz hale getiren sihaları itibarsızlaştırmaya çalıştı. Tanrıkulu'nun
iddiasına göre bir siha operasyonuyla piknik yapan masum siviller öldürülmüştü.
Ancak birkaç gün içinde olay tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı ki " piknik
yapan" şahıslar sucuk yerine keleş (AK47), mangal yerine bomba (EYP)
taşıyorlardı...
Ayrı bir saldırı ve
itibarsızlaştırma faaliyeti geçtiğimiz haftalarda gene CHP'li bir vekil olan
Veli Ağababa tarafından yapıldı. Ağababa'nın iddialarına göre Baykar firması,
İBB'den 41 milyon TL yardım almıştı. Selçuk Bayraktar bunu inkâr etti. Veli
Ağababa herhangi bir belge sunamadı. Hatta İBB başkanlığına Ekrem İmamoğlu
geldikten sonra da kurumlar arası işbirliği protokolü sürdürüldü. Nedir bu
işbirliği? Selçuk Bayraktar'ın Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu T3 Vakfı, çocuk
ve gençlere eğitimler veriyor. Yazılım, robotik, deneyap atölyeleri, kodlama
vs. Çalışmalar belediyeye ait "mekânlarda", Baykar Makina
"sponsorluğunda" gönüllü eğitmenler tarafından icra ediliyor. Küçücük
çocuklar, yapay zekâyı ve robotik bilimini uygulamalı yöntemlerle eğlenerek
öğreniyor.
Ancak bu işbirliği protokolü
yaşanan gerilim sonrası T3 Vakfı'nca tek taraflı olarak feshedildi. Sebebi ise,
atılan iftiraların gerçeği yansıtmadığını belgelerle ispat etmesi gereken, İmamoğlu
başkanlığındaki belediye yönetimi, partilerinin milletvekilini boşa çıkarmamak
için sessiz kalmayı tercih etti. Ağababa'nın kirli siyasi emellerinin zararı
küçücük çocuklara dokundu. Selçuk bey, bizzat kendilerinin yatırım yaparak
mekan ihtiyacını giderebileceklerini söylese de maalesef kırılan bir zaman
olacak.
Peki, adı geçen vekillerin ya da onları destekleyen sosyal medya
trollerinin derdi nedir? Bazıları terör savunuculuğu yapmayı ya da halay başı
olmayı tercih etse de TSK'nın görevi TC'nin bölünmez bütünlüğünü müdafaa
etmektir. Yeri gelir tabanca, tüfek ya da top kullanır; yeri gelir iha, füze,
uçak vs. kullanır. Her şart ve zamanda teröristi etkisiz hale getirir.
Selçuk Bayraktar "Damat" olduğu için onların ürettiği sistemler
tedarik ediliyor gibi bir ima söz konusu. Pardon! Sanki ülkemizde onlarca firma
bu sistemleri üretiyor ama onlar tercih edilmiyor gibi bir durum yok ortada!
Bırakalım ülkeyi, dünya genelinde bu sınıf ve kalitede üretim yapan firma
sayısı 5'i geçmez. Baykar'ın ürettiği iha'ların Türkiye'de muadili yok. Bazı
aklı evveller Tusaş Anka'yı örnek gösterse de Bayraktar'la aynı sınıftan
olmadığını önceki satırlarda yazdık. Bunlar birbirlerinin karşılığı değil ancak
tamamlayıcısı olabilecek teknik özelliklerdeler. Zaten Anka da tedarik
ediliyor. Bahar Kalkanı Harekâtı’nda önemli başarıları var. Türkiye'de
karşılığı olmayan Bayraktar'ı almamayı ima etmek, Israil'den, ABD'den alalım
demekten aşağı kalmaz. Ki yaygara koparan kişiler İsrail'den Heron ithal
edildiğinde gık bile dememişti. Gazeteci Cüneyt Özdemir'in de dediği gibi,
"Herkes birilerinin damadı. Ancak insanların hayatını bu kimlikleri
belirlemiyor, genelde, yaptığı işler belirliyor." Aynen öyle. Lütfen
politika yaparken insanları özel yaşantılarından vurmayın. Varsa teknik
eleştiriniz, yapıcı eleştiriniz buyurun.
Önemli Detay
Selçuk Bayraktar itham
edildiği şekilde "Damat" sürecinden sonra dahi profesyonel hayatını
aynen sürdürmüş birisi. Bunu Zeytin Dalı Harekâtı sırasında 4 ay boyunca
operasyon üssünde konteynerde yatıp kalkarak teknik destek görevi yapmasından
anlıyoruz. Selçuk Bayraktar’ın babası Özdemir Bayraktar yıllardır TSK
personeliyle iyi ilişkileriyle bilinir. Şirketinde birçok emekli askere görev
vermesinin yanında, Balyoz kumpasıyla tutuklanan askerlerin Silivri’deki
ziyaretçilerinden biridir. Mahkemeleri takip ediyor, cezaevine gidip ziyaret
ediyordu. Öyle ki tahliye oldukları gün cezaevi kapısında karşılayanlar
arasındaydı. Balyoz kumpasında hedef olan Ahmet Yavuz, “O hep benim
yanımdaydı. Sadece benim için değil, Hasan Iğsız General için de, Ergin Saygun
General için de, diğer arkadaşlarım için de çabaladı” diye anlatır. Çok kısa
bir anımı anlatarak bitirmek istiyorum. Habertürk TV Airport programının
yapımcısı Güntay Şimşek'le öğrencilerin katıldığı samimi bir sohbet ortamında
bulunmuştum. Tam tarih hatırlamıyorum fakat 2016 Sonbaharı olduğuna eminim.
Konu, askeri ve sivil havacılık. Fırat Kalkanı Harekâtı’nda
envanterde yeterli sayıda iha yok ve maalesef bazı istihbarat zafiyetleri
de olmuştu bundan dolayı. 2014'te seri üretime hazır hale gelen Bayraktar TB2'ler
ancak 2017'de önemli üretim adetlerine ulaşıyor. Neden 3 yıl boyunca gerekli
düzeyde alım yapılamadığını Güntay beyden öğreniyoruz. Bir sistem tedarik
edilmeden önce rakipleriyle ihaleye girer ve neticede elenir ya da alınır.
Bayraktar TB2 hazır olduğu halde ihale bir türlü başlatılmaz. Çünkü rakip
bir firma da aynı sınıfta platform geliştirmeye çalışır. Söylenti odur ki rakip
firma kendi ürününün şansını artırabilmek için dönemin Savunma Sanayi
Müsteşarlığı bürokrasisiyle, lehine olması için ihaleyi erteletir. Hazır olan
Bayraktar TB2 ancak "evlilik dönemi" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
dikkatini çeker. Buradan anlamamız gereken; hazır olmuş bir sistem, aksak
bürokratik yapı dolayısıyla ancak "evlilik dönemi" gündeme
gelebilmiş. İyi ki de gelmiş! Rakip bir firma ifadesini bilerek tercih ettim.
Adını yazıp kötü bir imada bulunmak istemem. Firmanın bağlı olduğu grup,
Türkiye için çok güzel işler yapmış ve yapmakta olan bir Grup. Bahsettiğim
dönemin sıkıntısı, bozuk bürokratik düzen. Şimdiden geriye dönüp bakınca güzel
bir yol alındığını görebiliyoruz.
TEŞEKKÜR
Salgında kötü senaryoya hazırlık için Yerli Solunum Cihazı üretip hibe
eden Biosys, Arçelik, Baykar ve Aselsan'a; hastanelere ve personele çeşitli
teknik ekipman ve mutfak aletleri hediye eden Vestel'e ve adını
hatırlayamayacağım kadar fazla olan, fedakar, modern milli markalarımıza
minnettarım.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder